BELİRLİ BİR SURE CEHENNEMDE AZAB GÖRDÜKTEN SONRA CENNETE GİDİLECEKMİŞET CEVAP

MÜ’MİNUN101- Sûr’a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop vardır, ne de birbirlerini soruşturma. 
MÜ’MİNUN102- Böylece kimlerin iyilikleri ağır gelirse, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. 
MÜ’MİNUN103- Kimlerin de iyilikleri hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir. Ebedî cehennemdedirler

İMAN ESASLARI

BAKARA177- Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz ADALET değildir. Fakat adaletli o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve Nebilere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır. 
BAKARA285- Rasul, Rabbi’nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve Rasullerine iman ettiler. « Biz Allah’ın Rasulleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır. » dediler. 
NİSA136- Ey iman edenler! Allah’a, Rasulüne, Rasulüne indirdiği Kitaba, ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, Rasullerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur. 

ALLAH’A VE RESULÜNE ATILMIŞ BİR İFTİRA
Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur: “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten (ve ancak Cenab-ı Hakk’ın bildiği bir müddet geçtikten) sonra Allah: ‘Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın. ‘ buyuracak ve çıkarılacaklardır…” (Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149).

BAKARA 80- Bir de dediler ki: « Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz ». De ki; « Siz Allah’dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? »

ÂL-İ İMRAN24- Bunun sebebi, onların « belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz » demeleridir. Uydura geldikleri yalanlar yaşamlarında kendilerini aldatmaktadır.

MÜ’MİNUN 103- Kimlerin de iyilikleri hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir. Ebedî cehennemdedirler.

Ehli sünnete göre iman tarifi

İmam-ı Azam, Ahmed İ. Hanbel, İmam-ı Şafi, Süfyan-ı Sevri ve diğer bütün âlimlere göre; kişinin imanı, delili olmasa da sahihtir. Ancak, delil aramayı terk ettiği için günahkârdır ve asidir. Bu âlimlere göre; iman hakikatlerinin delillerini bilmek vaciptir. Terki ise haramdır.

       İ. Eşari ise biraz daha ileriye gider ve der ki; “imanın sıhhatinin şartı; imanın temel meselelerinden her bir meseleyi akli deliller ile bilmektir.” Buna göre; imanın delillerini bilmeyen kimse İ. Eşari’nin katında, mutlak olarak mümin değildir. Bu kişi, her ne kadar mutlak olarak mümin olmasa da, küfre zıt olan şeyin kendisinde bulunmasından dolayı kafir de değildir. Bu kişi araştırma ve delil talep etmeyi terk ettiği için asidir. İ.Eşari şöyle devam eder: “Bu kimse diğer asiler gibidir. -Yani içki içen, kumar oynayan ve diğer haramları işleyen asiler gibidir- Onun durumu Allaha kalmıştır. Allah isterse onu affedip cennetine koyar, dilerse günahı kadar ona azap çektirir ve daha sonra cennetine sokar.”

       Demek, üç mezhep imamı olan İ. Azam, İ. Şafi ve Ahmed İ. Hanbel’e göre; delil talep etmek ve imanî meseleleri delilleriyle bilmek vaciptir. Bilmeyen mümindir ama delil aramayı terk ettiği için asi ve günahkârdır. Cumhurun görüşü de budur. İ. Eşari ise; delili, imanın sıhhat şartı kabul etmiş ve iman hakikatlerini delilleriyle bilmeyenin mutlak mümin olmadığını söylemiştir.

       O halde bir müslümanın ilk işi; öğrenilmesi vacip olan iman hakikatlerinin delillerini öğrenmek ve delilleri öğrenmeyi terk etmekten dolayı kazanılan “asi” ve “günahkâr” sıfatından kurtulmaktır. Bu, namaz kılmak, oruç tutmak ve kurban kesmek gibi kişiye gerekli olan bir ibadettir. Farz-ı kifaye değil, kendisine farz-ı ayn olan bir ilimdir.

       Netice olarak diyebiliriz ki: Madem âlimlerin ittifakıyla, iman hakikatlerini delilleriyle bilmek vaciptir. Ve madem delil talep etmenin terki de haramdır. O halde, “delile gerek yok, şüphemiz yok ki, delile ihtiyacımız olsun ” sözü, ne kadar batıl ve ne kadar İslamın ruhuna muhaliftir, aklı olan herkes anlar. Delillerle uğraşmayı malayani sayanların kulakları çınlaya!